Patronun Uyarısı
Hasan Baltalar
16 Aralık 2009 Çarşamba
7839 Görüntülenme
6 Yorum

Kurum kültürü, aile şirketlerindeki önemli değerlerden biridir. Kurucuların, ailenin ve çalışanların kültürleri de kurum kültürünün oluşmasında büyük rol oynarlar.

Kurumsallaşma sürecini yönlendirdiğim bir firmanın kurucusu, barışçıl-soğukkanlı kişiliğe sahip çok kibar bir beyefendidir. Sesini yükseltmeden konuşur ve karşısındakinin sözü bitmeden asla konuşmaya başlamaz. “Üzüm üzüme baka baka kararır” derler. Şirket sahibinin bu ahlakı firma çalışanlarına da yansımış, onun bu örnekliğinden çalışanlar da etkilenmiştir. Kişisel ilişkiler seviyelidir, kalp kırmaktan korkulur.

communication_shout_small.jpgResim: mayrsom.com

Bir gün işe yeni başlayan bir işçi, bir tartışma sırasında diğerine ayıp kelime kullanarak hakaret eder. Kurum kültürü buna elvermediği için ustabaşı kendisini azarlar. Tartışma çıkınca da işine son verir. İşçi hesabını kesmek için muhasebe servisine giderken, kurucu tarafından fark edilir ve odasına çağrılır. Olayı anlatan, kovulduğunu ama bunu hak etmediğini ifade eden işçiyi karşısındaki koltuğa oturtan kurucu, ona kendi tarzıyla nasihatte bulunur. Yaptığının yanlışlığını anlatır. İşinin başına dönmesini, ustabaşını da ikna edeceğini söyler. Dediği gibi de yapar. Ustabaşı işçiye bir şans daha verir. İşçi işine döner.

Aradan geçen kısa bir süreden sonra işçi aynı davranışı tekrarlayınca, ustabaşı uyarıldığı halde bu hatayı tekrarlamasının affedilemeyeceğini söyler. İşçi uyarıldığını hatırlamadığını iddia edince de, ustabaşı önceki olayda kurucunun kendisi ile yaptığı konuşmasını hatırlatır. Aldığı cevap ilginçtir: “O uyarı değildi ki! Patron beni azarlamadı. Bana bağırıp, çağırmadı.”

İşçi kendisi ile yapılan konuşmayı, kurucunun tarzından dolayı uyarı olarak algılamamıştır. Çünkü geldiği firmanın kurum kültürü farklıdır. Orada uyarılar ses tonu vurgusu ile verilmektedir. Belki ailede yetiştirilirken de aynı muameleye maruz kalmıştır. Toplulukların kültürleri, bireyleri şekillendirir. Katılan birey ya topluma benzer özellikler kazanır, ya da dışında kalmaya katlanır.


Lütfen sitenin kullanım politikasına uyun ve kaynak göstermeksizin alıntı yapmayın.
 

Yorumlar

Ceyda
Konuk
Comment
Kurum Kültürü
Yorum 6 (03 Mart 2015 01:45)
Aslında bugün işletmelerin başarılarında tartışmasız belirleyici olan eğitim eksikliğini gördüm ben burada. Eğer kurum kültürü çalışanlara aşılanmaz, benimsetilemez ise orada bir kültürden bahsedemeyiz. Burada çalışana kurum kültürü aşılanamamış ve sonuçta olumsuz olmuştur. Eğer çalışanına bu kültürü veremezsen İTİBAR sözcüğünün yanından bile geçemezsin. Çünkü dışarıdaki algıyı oluşturmaya içeriden başlamalısın. Sen inanmıyor ve bilmiyorsan, dışarıdan bunun anlaşılmasını bekleyemezsn.
Neva
Konuk
Comment
Bilgiyi Hissettirmek
Yorum 5 (02 Ocak 2010 12:39)
İnsan kişiliği bana göre patron veya eleman olmakla ilgili değil. Anne, baba, kardeş, arkadaş, patron veya eleman, insanın özü neyse sözü de o olmalı. Konumlarsa bireylere bazı sorumluluk yükler ki o sorumluluk da kararlılık ve ciddi davranışlarla örnek teşkil eder. Kibar ve bireylere saygılı olmak iyi insan olmanın bir gereğidir. Tatlı-sert dediğimiz tabirle otoriteyi de kişiliklere dokunmadan hissettirmek, çalışanların iş bilincini ve sorumluluklarını kavramaları için gerekli diye düşünüyorum.
Hasan Baltalar
Üye
Comment
İletişim Dili
Yorum 4 (28 Aralık 2009 22:23)
Yorum yazan okurlarıma teşekkür ederim.

Gary Chapman’ın yazdığı “5 Sevgi Dili” isimli kitapta, insanların 5 sevgi dilinden bir veya ikisini ağırlıklı olarak kullandığından ve ilişkilerde bu diller keşfedildiğinde iletişimin başarıyla sağlanabileceğinden bahsedilir.

Yukarıdaki olayda iletişimin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için ya kurucu, işçinin anladığı tarza dönecek ya da işçinin kendisine sunulan tarzı öğrenmesi gerekecektir. Günümüzde ikincisi genellikle zaman ve emek gerektirdiğinden, insanlar daha çok birinci tavra yöneliyor. Bu durumda da gürültü ile anlaşabilen insanlar çoğalıyor ve bu bir toplum kültürü haline dönüşüyor.

Kanımca bu nedenle, “beyefendi” gibi az bulunan insanların kıymeti gittikçe artıyor.
Erman
Konuk
Comment
Aynı Dili Konuşmak
Yorum 3 (27 Aralık 2009 16:41)
Anlaşabilmek için “aynı dili” konuşmak gerekir. “Aynı dili” konuşmuyorsak -bu durum yukarıdaki anıda olduğu gibi farklı kültüre sahip olmaktan da ileri gelebilir- anlaşabilmek mümkün olmuyor.

Ben de zaman zaman mesai arkadaşlarımdan “Neden bu kadar naziksiniz?” sorusuna muhatap oluyorum. Nedense ast-üst ilişkilerinin olduğu alanlarda nezaketi ilişkinin doğasına pek yakıştıramıyoruz. Ast konumundaki kişiler farklı bir dilden anlıyorsa, nezaket suistimale açık bir ortam üretiyor. Bu yüzden “zayıflık tahrik edicidir” sözünü doğru buluyorum.
Serkan
Konuk
Comment
İlginç
Yorum 2 (21 Aralık 2009 09:24)
Olaya çok ince, ustaca yaklaşmış ve çözümlemişsiniz.
Haldun Göktaş
Konuk
Comment
İşçi haklı, patron daha haklı ☺
Yorum 1 (21 Aralık 2009 08:03)
Başlıkta da yazdığım gibi, işçi yetişme ortamı ve aldığı terbiye itibarıyla haklı (!). Benim üniversitede ve eczanede gördüğüm kadarıyla kibar patron olduğun zaman, lâfı direkt ve sevimli bir şekilde söylediğin zaman, asla kimse üzerine alınmıyor. Ancak sert konuşunca da herhalde benden pek beklenmiyor, “Abi o zaman gideyim” falan diye dayılanmalar oluyor.

İnsan malzemesi işlenmeyince ya da yanlış işlenince böyle oluyor.

Yorumunuzla katkıda bulunun

  • Bilgi girilmesi zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.
  • E-Posta adresiniz yayınlanmayacak ve aramızda kalacaktır.
  • Yorumunuz içinde, lütfen bağlantı (link) kullanmayınız.