Ne kadar normaliz?
Hasan Baltalar
25 Temmuz 2018 Çarşamba
878 Görüntülenme
Yorumsuz

Hayır, bu bir bilimsel yazı değil. Sizi matematik ile istatistik bilimini kullanarak formüllere boğmayacağım. Bu, “normal” kavramına yüklenen anlam ile ilgili bir deneme yazısıdır. Ancak kavram incelemesi olduğundan, sözlük bilgisi ve eser miktarda teknik tanıtımdan kaçınmadım.

Önce “normal” kavramının dil bilgisi ve etimolojisine bakalım.

Normal Kavramı

TDK, bu kavram için sosyal ve teknik açıdan bakan iki tanımlama yapmış: Sıfat olarak kullanımı ile “kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun” ve isim olarak kullanımı ile “bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme”.1

Kavramın geldiği Fransızca kelime, Latince “normalis” yani “gönyeli, ölçüye uygun” kelimesinden alınmış. Bu kelime de Latince “norma” yani “gönye” kelimesinden “alis” ekiyle türetilmiş.2

Sürdüğümüz iz, bizi “norm” kelimesine kadar getirdi. Kısaca bunun da anlamına bakıp bu bahsi kapatalım.

TDK “norm” kelimesinin felsefi ve sosyolojik tanımı için, “yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü” demiş.1 Yazım daha çok bu bakış üzerine gelişecek ama önce bir de teknik bilgiye bakalım.

Normal Dağılım nedir?

Doğada gerçekleşen birçok olayın ve insanların davranış biçimleri ve yetenekleri incelendiğinde, bunların büyük bir kısmının benzerlik gösterdiği fakat bir kısmının farklılıklar sergilediği gözlemlenmiştir.3 Bunun bilimsel açıklaması ilk kez 1733’te De Moivre, sonra 1809’da Gauss tarafından “Normal Dağılım Teorisi” adıyla yapılmıştır.4

Normal Dağılım nasıl oluşur?

Bilim insanları, normal dağılımın meydana gelişini “Galton Kutusu” adı verilen bir düzenekle izah ederler.

merkezi-limit-teoremi.jpgGalton Kutusu
Resim: matematiksel.org

Bu düzenekte yukarıdan serbest bırakılan toplar turnikelerden geçerek aşağıdaki bölmelerin içine düşerler. Her turnikeden geçişte sağ ya da sol olmak üzere topun seçebileceği iki yol vardır. Matematik kuralları gereği topların çoğu merkezde, az bir kısmı ise kıyılarda toplanır. Merkezden kenara gidildikçe bölmelere giren topların sayısı azalır. Bunun nedeni merkeze giden yolların sayısının, kıyılara giden yolların sayısından daha fazla olmasıdır. Böylece topların merkezde toplanması kaçınılmaz olur. Sonuçta bölmelerdeki topların dağılımı çana benzer bir şekil oluşturur ve bu eğriye “Çan Eğrisi” denir.5

Eğrinin ortası kitlenin ortalamasını gösterir. Kenara gittikçe standart sapmanın fazlalaştığı ve marjinal değerlerin yer almaya başladığı görülür. Bir şeyin artık normalleşmeye başladığını söylediğimizde, onun marjinallikten uzaklaştığını ve eğrinin orta bölümünde yer alan kitleye katıldığını söylemiş oluruz.

iqCurve.pngNormal Dağılım (Çan) Eğrisi
Resim: zekatestimerkezi.com

Normal olmak, “doğru” olmak mıdır?

Doğru”, en yaygın anlamı ile “ölçüsüne veya aslına uygun şekilde, yanlışsız, hatasız” demektir. Buna göre doğru olanı tespitte, ölçü alınan bir nokta (referans) söz konusudur. Yukarıda yazdığım gibi, TDK buna “norm” demiş. Ben referans kelimesini kullanmaya devam edeceğim.

Referansın tayini, doğruyu belirlemekte en önemli aşamadır. Yaygın kullanılan “doğru tartmak”, “doğru ölçmek”, “doğru okumak” ve “doğru telaffuz etmek” sözleri hep referans tayinine işaret eder.

Meselâ, elinizdeki kitap onu “doğru okumanın”, terazi ise “doğru tartmanın” referansıdır. Okuduğunuz cümleler aynı şekilde kitapta yer alıyorsa, (içeriğin doğruluğu ayrı konu) doğru okuyorsunuz demektir. Teraziler, doğru tartmayı garantilemek için belirli aralıklarla kalibre edilir ve olası hataları giderilir.

Bir konuda birden fazla referans ortaya çıkarsa, doğal olarak “varsayılan doğru” sayısı da artar. Bazı (özellikle soyut) konularda herkesin doğrusunun farklı olması, referanslarının farklı olmasından kaynaklanır. Somut konuların referansları, genellikle beş duyu ile algılanabildiğinden ve ölçülebildiğinden fazla çeşitlenmez. Dolayısıyla insanların “aynı doğru” üzerinde buluşmaları kolaylaşır. İşte bu buluşma, ortalamaya yakınlığı arttıracağından “normal” kabul edilir. Referansların fazlalaşması ve ayrışması ile yargılar ortalamadan uzaklaşırsa, marjinalleşecek ve normal olmaktan da uzaklaşacaktır.

Normal olmak mı? Doğru olmak mı?

Gerçek doğruyu benimseyenlerin azalması ve kitlenin ortalamasından uzaklaşması durumunda yapmak zorunda kaldıkları tercihtir. Doğrunun, aynı zamanda “normal” olduğu durumlarda bir sorun yaşanmaz. Büyük kitle içinde kaynar gidersiniz. Ama ya marjinal iseniz?

Bu durumda yapılacak tek şey “gerçek” doğrunun belirlenmesidir. Bu da gerçek “referans”ın belirlenmesi demektir. Bu gerçek referansı ve ondan sadır olan doğruyu benimseyenler az olup ortalamadan uzaklaşırsa, marjinal yani “anormal” kalmaktan kaçışları söz konusu olamaz.

Bu tercihe zorlananların yaşadığı ızdırabı anlatmayayım. Zaman zaman yaşamışsınızdır, zordur. Ya ikiyüzlülüğü göze alıp “normal” görünmeye çalışır ya da “dokuz köyden kovulmayı” göze alırsınız.

Sen ne menemsin?

Kendimden bahsederek yazımı tamamlayayım. Çok ama çok konuda “anormal” olduğumu itiraf etmeliyim. Bunda, zaman içinde benim değişmemin etkisi var ama büyük nedeni toplumun referanslarının değişmesi, popüler olana önem vermesi ve gittikçe başka bir şekle evrilmesi. Birçok konuda, ortalama grubunun dışına itiliyorum.

Benim evrensel ve değişmeyen referanslarım var. Onlara bağlı doğrular da dünyanın sonuna kadar “gerçek doğru” olarak kalacak. Dünyanın sonunu görmek benim elimde değil ama (aklım oldukça) ömrümün sonuna kadar bu doğrulara sahip çıkmak temel ilkemdir. Bunun toplumun normal dağılım eğrisi içinde beni nereye atacağı, diğer bireylerin aynı gerçek doğrulara sahip çıkışına bağlı olacak.

Sosyal Medya’dan Esintiler

Bu bölümde, fikirlerin çeşitlenmesi ve yazının zenginleşmesi amacıyla konu ile ilgili bazı tivitlere yer verdim. Sizin de burada yer almasını istediğiniz bir tivitiniz varsa (anormal bile olsa ☺) lütfen bana ulaştırın veya tivitinize cevap olarak profil adımı (@HasanBaltalar) yazın.

Dipnotlar
  1. Türk Dil Kurumu. “Güncel Türkçe Sözlük” tdk.gov.tr
  2. Çağdaş Türkçenin Etimolojisi. nisanyansozluk.com
  3. Başar, Ayşe. “Performans Değerlendirme Hatalarına Örnekler” (20 Eylül 2011) hrfiles.blogspot.com
  4. Kızıl, İsmail Burak. “Çan eğrisi mi doğrusu?” (14 Kasım 2012) ucperspektif.blogspot.com
  5. İpek, Sinan. “Kaderin Matematiği” (10 Ekim 2016) matematiksel.org

Lütfen sitenin kullanım politikasına uyun ve kaynak göstermeksizin alıntı yapmayın.
 

Yorumunuzla katkıda bulunun

  • Bilgi girilmesi zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.
  • E-Posta adresiniz yayınlanmayacak ve aramızda kalacaktır.
  • Yorumunuz içinde, lütfen bağlantı (link) kullanmayınız.