Eylül’ümüzle Bir Yıl
Hasan Baltalar
24 Eylül 2019 Salı
309 Görüntülenme
Yorumsuz

Bir arkadaşımın (oğlum gibi sevdiğim) oğlu, bir ziyaretinde “Hasan amca size bir bebek vermek istiyorum” dedi. Önce ne kastettiğini anlamadım ama sonra bir muhabbet kuşu yavrusundan bahsettiği ortaya çıktı. Bunları yazarken klavyemin üzerinde çığlık atarak gezinen “Eylül” ile muhabbet yolculuğumuz da böylece başlamış oldu. ☺

Evlerinde eşli muhabbet kuşları olduğunu biliyordum. Yıllar evvel kız kardeşim bize beslediği muhabbet kuşunu vermek istemiş, eşim de “Bakamam” deyip reddetmişti ama bu kez hemen, “Alalım” dedi. Demek, her şeyin bir zamanı varmış.

İlk Heyecan

Sosyal medya tanışlarımdan isim sordum. Çok güzel isimler önerildi. Ancak eşim, sonbahar ekinoksunda doğmuş olmasından esinlenerek “Eylül” olsun istedi. Kuşumuz erkek, bu isim de genellikle kız çocuklarına konulduğundan benim içime sinmedi. Hatta bir süre adını kullanmadım. Eşime, “Adını söylerse ben de ona adıyla sesleneceğim” dedim. “Ş” ve “Ç” harflerini içermediği için söyleyemeyecekti çünkü. Ancak zekâ küpü bir hayvanla dans ettiğimi sonradan anladım.

İlk Gün

Yavrumuz, Ekim ayının ilk günlerinde tam teşkilatlı kafes ve ekipmanı ile evimize geldi. Arkadaşım ve ailesi birkaç saat oturduktan sonra gidince, evimizin yeni bireyi ile baş başa kalmıştık. Yabancısı olduğumuz bir konu ve hiç tanımadığımız bir kuş. Lisedeyken kanaryamız vardı ama babam ilgilenirdi. Fazla bir bakım tecrübem olmadı.

Geldiği akşamüzeri saatlerinde tüneğinde kenara çekilip beklemeye başladı ve hiç kıpırdamadan saatlerce durdu. Yem yemeye bile inmedi, hiç ses çıkarmadı. Endişelenip arkadaşımı aradım ve bir sıkıntısı olup olmadığını sordum. “Normaldir” dedi.

Onun bu hali, üniversiteye başladığımda yerleştiğim yurt odasındaki mahzun halim ile aynıydı. Uzun süre kalmak amacıyla ilk defa şehir dışına çıkmıştım ve kalabalıkta yalnız kalmıştım.

Gece yattık ama aklımız ondaydı. Sabahın ilk saatlerinde, ilk sesini duyduk. Yem yemeye de başlamıştı. Sevindik tabi.

Yeni bir uğraş, yeni duygular …

Onunla yoğun olarak ilgilendiğimiz günler başladı. Herkes gibi internetten yazılar okumaya yöneldim. (Bu arada muhabbet kuşu hakkındaki çoğu yazının hiçbir işe yarar bilgi içermediğini belirtmeliyim.)

Eşimin kadın şefkati ile gösterdiği ilgi bambaşkaydı. Bense daha bir “ağır abi” veya “baba” modundaydım. İkimiz de sadece konuşuyorduk onunla. Bir de kafes temizliği ve yem takviyesi, su değişimi falan. Yavru olduğundan, her şeye bizimle alışacaktı.

Sonra yavaş yavaş elimizi kafesin içine sokmaya ve avucumuzla yem yedirmeye başladık. Elimizin üzerine ilk çıkışı ve minik ayaklarını hissetmek harikaydı.

Bir gün onu uçurmaya karar verdim. Sanırım kanatlarını çırpıp uçabilirdi artık. Kafesin kapağına elimi koydum. Elime gelince de dışarı çıkardım. Kuş refleksi midir, bilmiyorum. Elimden havalandı ve dönerek turlamaya başladı. Ancak odayı tanımadığından deli gibi uçuyor, konacak yer bulamıyordu. Kısa bir süre sonra yoruldu, dengesini kaybetti ve kitaplığın kapağına kafa üstü çarparak yere düştü. Ayağa kalktı ama kalbi çok çarpıyordu. Üzüntümü anlatamam. Korkutmamaya çalışarak elime aldım. Kaçacak hali bile yoktu, kafesine koydum.

Günler geçti. Artık daha rahat dışarı çıkıyor ve canının istediği gibi uçup, istediği yere konuyordu. Tabi, aynı oda içinde. Dışarı çıkmaya cesaret edemiyordu. (Artık evin her tarafına keyfince gidiyor. Sadece karanlık olmayacak.)

Konuşma seansları, ilk banyosu, hoşlandığı yemler ve diğer gıdalar derken, daha iyi tanıyorduk onu.

Bir gün, uzayan tırnaklarının elime batmaya başladığını hissettim. İnternete bunu yazdığımda, sahibinin muhabbet kuşunun tırnaklarını kestiği bir video gördüm. “Kesmek gerekir, yoksa tüneğe rahat tutunamaz” diyordu.

İnternet bilgilerini uygulamanın, bazen ne kadar hatalı olabileceğini daha da iyi öğrendim. Daha ilk tırnağını kestiğimde kanamaya başladı. Korkup, hemen kafese koyduk. Gezindikçe tüneği kan oldu. Ayağı acıdığından üzerine basamıyordu. Kendini kaşımaya çalışırken tüylerine de kan bulaştı. Eşimle ağlayacak duruma gelmiştik.

Bir daha böyle bir şey denemedim. (Şimdi Eylül, uzayan tırnaklarını gagasıyla kendisi kesiyor. ☺)

Birlikte 1 Yıl

Eylülümüz bugünlerde ilk yaşını doldurdu. Birlikte tam bir yıl geçirdik. Kışıyla, yazıyla, bulutuyla, güneşiyle, sıcağı ve soğuğuyla bir yılı birlikte yaşadık. Bazı hallerine üzüldük, bazı hallerine kahkaha ile güldük. Son 10 günde en ağır tüy değişimini gerçekleştirdi ama şükürler olsun, hiç hastalanmadı. En büyük beklentimiz konuşması idi. Kelimelere razıydık ama kurduğu cümlelerin sayısı otuza yaklaştı. Gülüşümüzün taklidini yaptığı bile oluyor. ☺

47534315792_87408f34f7_c.jpgAltın Oran ve Biz ☺
Resim: Eylül’ün Albümü (Flickr.com’dan görmek için tıklayınız.)

Eylül’ü aldığımız arkadaşımda, şimdi gelinimiz büyüyor. İnşallah birkaç ay sonra düğüne davetlisiniz. ☺

Arkası Yarın

Size “Eylül” ile geçen bir yılımızı özetlemek istedim. Daha çok şey var yazılabilecek ama uzatıp sıkılmanızdan çekindim. Kısmet olursa başka bir yazıda onunla neler öğrendiğimizi, ona neler öğrettiğimizi ve yöntemlerini anlatayım. Becerebilirsem, bunlar internetteki kuş bloglarında bulabileceğiniz bilgilerden farklı ve daha gerçekçi olsun.


Lütfen sitenin kullanım politikasına uyun ve kaynak göstermeksizin alıntı yapmayın.
 

Yorumunuzla katkıda bulunun

  • Bilgi girilmesi zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.
  • E-Posta adresiniz yayınlanmayacak ve aramızda kalacaktır.
  • Yorumunuz içinde, lütfen bağlantı (link) kullanmayınız.